Dolar : Alış : 7.3797 / Satış : 7.3930
Euro : Alış : 8.9778 / Satış : 8.9939
HAVA DURUMU
hava durumu

bursa16°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 2763 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kemal Kılıçdaroğlu: “Size Geleceği Anlatacağım”.

04 Haziran 2018 - 569 kez okunmuş
Ana Sayfa » Haberler»Kemal Kılıçdaroğlu: “Size Geleceği Anlatacağım”.
Kemal Kılıçdaroğlu: “Size Geleceği Anlatacağım”.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, OSTİM’de iş insanlarıyla bir araya geldi ve “Size geleceği anlatacağım” diyerek ekonomi politikasına ilişkin konuştu. Türkiye’nin önünde “beton ekonomisi” ve “üretim ekonomisi” şeklinde iki tercih bulunduğunu ve Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünlerin üretimine geçmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, bunlarla ilgili eğitimden, planlamaya ve yeni kurumların oluşturulmasına kadar projelerini iş insanlarıyla paylaştı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, OSTİM’de Türkiye Ekonomisi ve İş Dünyasının Sorunları Toplantısı’na katıldı. Kılıçdaroğlu’nun buradaki konuşması satır başlarıyla şöyle:

“Sanayici sıradan bir insan değildir, üretmek kadar değerli bir şey yoktur. Elbette önümüzde seçimler var, her vatandaşım gidecek, düşündüğü şekilde oyunu kullanacak. Kullanılan her oya saygı duyarım ama şimdi bir şeyleri düşünmek zorundayız. Önümüzdeki süreç iş dünyası açısından çok kolay bir süreç değil. İthalat bağlantılı bir süreç yaşıyorsa bir iş adamı, orada karşılaştığı ciddi sorunlar var. Şu parti bunu yaptı, bu bunu yaptının tamamen dışında, biz ne yapmalıyız ki, Türkiye’yi 21. yüzyılın ve bölgesinin yıldızı haline getirebiliriz. Benim buraya gelmemin temel nedeni bu, size geleceğiz anlatacağım.

Üniversiteyle sanayi arasında bir işbirliği

Üniversiteyle sanayi arasında bir işbirliği yapabiliyorsak, bu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en değerli işbirliğidir. Bilgiyle üretimi yan yana getireceğiz. Üniversite hocası bilgi üretir, o bilgi kağıt üzerindedir. Onu elle tutulur meta haline getiren sanayicidir. Sanayici o bilgiyi alır katma değeri yüksek ürün haline getirir. İlk sorumuz şu, üniversiteler bilgi üretmezse ne olur? Türkiye Cumhuriyetinde sanayiciler katma değeri yüksek ürün üretemez. Bunun dünyada bilinen birinci şartı, üniversiteyi her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı bir alan haline dönüştürmek. Üniversite hocası falan bildiriye imza attı diye kapının önüne konulursa, olmaz. Yanlıştır bu. Eleştirebilirsiniz ama ekmeğiyle oynamak, ‘sen bilgi üretme’ demek bu topluma verilmiş en büyük cezalardan biri olur. Bilgi üreten insana en büyük saygıyı duyanlardan biri sevgili peygamberimizdir. ‘Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir’ demiş, alimin ölümünü alemin ölümüyle bir tutmuştur.

‘Demokratik standartları geliştirmek zorundayız’

Ortadoğu’da üniversitelerde en çok bilgi üreten ikinci ülkeyiz. Birinci ülke İran. 3 yıl önceye kadar birinci ülke Türkiye’ydi. Lİgi niye İran’a verdik sorusunu sormamız lazım. Bizde bir eksiklik var demek ki. Eğer düşünen beyinler, gençlerimiz geleceği Batı ülkelerinde arıyorsa orada da bir sorun var. Bilgi üreten mekanlar demokrasinin geliştiği mekanlardır. Demokratik standartlarımızı geliştirmek ve herkesin düşüncesine saygı göstermek zorundayız.

‘Devletin planlama yapması gerekir’

Bilgiyi ürettik, demokrasimiz de çok iyi, aldık bir yere koyduk. Sanayici bilgiyi metaya dönüştecek. Bunun her zaman riskleri de vardır. Bir şey yaparsınız tutmaz ya da tutar. Sonuçta her zaman bir risk vardır. Orada planlamayı ve devletin desteğini görürsünüz. Dünyanın gelişmiş ekonomileri planlanır. Düşünen beyinler kendi ülkelerinin 50 yılını, 100 yılını planlar. Bilimde bu kadar hızlı değişim var, dünya nereye gidiyor, biz kendimizi nerede konumlandıracağız, nerede yetkin bir devlet olacağız? Bu şekilde 50-100 yılını planlar. Üzülerek söyleyeyim, biz bırakın 50-100 yılı yarınımızı bilmiyoruz. Eskiden Devlet Planlama teşkilatı vardı, onu da kaldırdılar. Yapılacak şey, İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumu’nu oluşturmaktır. Planlama sıradan bir iş değildir. İş insanı, sanayicisiniz. Bir ürün üretmek istedinizde bunu planlarsınız. Finansman, istihdam, bilgi, pazarlama yönüne, gelir gider tablosuna bakarsınız. Çok boyutlu bir alanda riski azaltıp karı maksimize etmeye, geleceği nasıl planlayacağınıza bakarsınız. Devletin daha güçlü planlama yapması gerekir.

‘Üretirseniz dünyada saygınlığınız vardır’

Dünyada yapılan 2017 İnovasyon Endeksi’nde 137 ülkede 69. sıradayız. Güney Kore’nin dünya çapında bir markası var. Cep telefonlarını biliyorsunuz. 2013 yılında bu firmanın patent sayısı Cumhuriyet tarihi boyunca bizim elde ettiğimiz patent sayısının 15 katı. Dünyadaki bu hızlı değişimi görmeden sanayi politikaları oluşturamaz, geleceği inşa edemezsiniz. Bizim sanayicimiz bunu görüyor, biliyor. Bunu bilmeyen üzülerek ifade edeyim siyasetçilerimiz. Dünyanın nereye doğru gittiğini, nasıl geliştiğini bilmiyor, farkında bile değil. Hamasetle bir şey olmaz. Üretirseniz dünyada saygınlığınız vardır. Ürettiğiniz andan itibaren güçlüsünüzdür.

‘Ya beton ekonomisi ya da üretim’

İki konuda tercih yapmak durumundayız. Ya beton ekonomisinden yana tavır alacak, tasarruflarımızı ve kaynaklarımızı ona yönlendireceğiz ya da üretim ekonomisinden yana. Tercih bugüne kadar beton ekonomisinden yana oldu. Üreten sanayici ikinci, üçüncü plana itildi. Oysa bir ülkenin geleceğini şekillendirecek olan katma değeri yüksek üründür. Türkiye’de bu kapasite var ama bunu harekete geçirecek siyasi irade yok.

Katma değeri yüksek ürün için teşvikler

Af kanunları niye çıkar. Vatandaş sigorta primleri ve vergileri ödemiyor diye. Öyle bir noktaya geldi ki, ödeyenin cezalandırıldığı ödemeyenin de  ödüllendirildiği bir hale geldi. ‘Niye ödeyeyim ki nasıl olsa af çıkacak’ deniyor. Peki ödemeyince ne oluyor? Devlet bu gelirleri tahsil etmeyince Londra’ya faiz lobilerine gidiyor borçlanıyor. İçeride milyarlarca lira, 100 milyar liranın üzerinde ödenmesi gereken prim borcu ve vergiyi alamamışsınız, dünyanın faizini ödüyorsunuz. Türkiye şu anda dünyanın en büyük faiziyle borçlanan ülke. Türkiye’nin bu girdaptan çıkması lazım. Çıkmanın yolu 1- Borcu olmamak kaydıyla ödenen vergi ve sigorta primi kadar, devletin o firmaya 1 yıl vadeli sıfır faizli kredi vermesi lazım. Birinci şart vergini ve primini zamanında ödemek, ikinci şart üretiyorsan sana bu krediyi sağlayacak. Bu gerçekçi bir proje olarak hayata konulabilir mi? Evet konulabilir. Bunda en büyük karı devletin kendisi elde ediyor. Vergiyi, sigorta primini zamanında toplayacak. İş dünyası kayıt dışı çalışmaya gerek görmeyecek. Ne kadar çok üretir, vergi ve sigorta primi öderse o kadar çok kredi elde edecek. İşini de büyütecek. Vergiyi de gizlemeyecek. Ne kadar çok vergi öderse o kadar çok sıfır faizli kredi elde edecek. Üretim, istihdam artacak. Katma değeri yüksek ürün üreten firmalara ayrıca özel teşvikler gelmesi lazım. Bu firmalara sıfır faizli kredi, vergi ve prim ödemesinin 1 katı değil, 2 katı olacak örneğin. İhracat bağlantısı varsa 3 katı ödenecek. Bunu yaptığınız andan itibaren Türkiye üretim zinciri içine yeniden girmiş olur.

‘İşsizliğin olduğu yerde huzur yoktur’

İşsizlik en temel sorunlarımızdan biri olarak duruyor. İşsizliğin olduğu yerde huzur yoktur. Herkesin işinin, aşının olması lazım. Bu ancak üretimle olur.

OSB’lerde teknoloji liseleri ve nitelikli ara eleman yetiştirilmesi

Organize sanayi bölgelerine gider, oradaki yöneticilerle konuşurum. Nereye giderse ortak söylem şi, ‘nitelikli ara eleman bulamıyoruz’. Düşünebiliyor musunuz, 21. yüzyılın Türkiye’si nitelikli ara eleman yetiştiremiyor. Orada da projemiz var. Bütün organize sanayi bölgelerinde yeni, sıfırdan, kimsenin dillendirmediği, akıllarına bile gelmeyen teknoloji liselerini kuracağız. Bu liseler 6 yıl ve yatılı olacak. Öğrenci aileye hiç yük olmayacak. Hangi alanda eğitim görüyorsa çocuk o fabrikada gidip stajını yapacak. Mezun olduğunda işi hazır olacak, iş garantili eğitim. Bu okulların tek başına müfredatını Milli Eğitim belirleyecek, ihtiyacını organize sanayi bölgesinden alacak ama yönetimde Milli Eğitim ve organize sanayi bölgesi ortaklaşa yönetecek. Bunu sadece sanayide değil, tarımda da yapacağız.”

Batıkent’te STK temsilcileriyle de bir araya geldi

Kılıçdaroğlu, OSTİM’deki toplantının ardından Batıkent Meydan Alışveriş Merkezi’nde sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu buradaki konuşmasında da adayları Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı olup CHP’nin ise parlamentoda çoğunluk sağladığında yapacaklarını anlattı.

Bu süreçte ilk yapacakları işin olağanüstü hali (OHAL) kaldırmak olacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, herkesin can ve mal güvenliğinin olacağını söyledi. Barış bildirisini imzaladıkları için üniversitelerinden atılan bütün hocaların üniversitelerine döneceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yargının bağımsız ve tarafsız olacağını vurguladı. Hukuk sistemini darbe hukukundan arındıracaklarını, yüzde 10 seçim barajını kaldıracaklarını, Millet İttifakı olarak sivil bir anayasayı hep birlikte yapacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin kimliğini, yaşam tarzını, inancını sorgulamayacaklarının vurguladı.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye eğitimde çağ atlatacaklarını belirterek, çocukların nitelikli okullarda okuyacağını, öğretmenlerin toplumun en saygın insanları olacağını, taşımalı eğitime son vereceklerini, 1 yıl içinde 180 bin atama bekleyen öğretmenin atamalarını gerçekleştireceklerini dile getirdi.

Eğitimin tam gün olacağını, çocukların okullarında kahvaltı edip, öğle yemeklerini yiyeceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, eğitimi parasız yapacaklarını vurguladı. Kılıçdaroğlu, YÖK’ün kalkacağını, üniversitelerin özerk olacağını da kaydetti.

‘Müslüman kanı akmayacak’

İnce’nin cumhurbaşkanı, CHP’nin parlamentoda çoğunlukta olduğu bir Türkiye’de 1 Ocak 2019’dan itibaren asgari ücretin 2200 lira olacağı vaadini yineleyen Kılıçdaroğlu, yoksul ailelerde kadınların hesabına bin lira yatıracaklarını ifade etti. Çiftçilerin faiz borçlarını sileceklerini, en düşük emekli aylığının net 1500 lira olacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, bütün köylere ziraat mühendisi, teknisyen ve veteriner atamaları yapacaklarını söyledi. Herkesin kazanıp, rantiyecilerin kaybedeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 25 Haziran’da güzel bir güne uyanacağını ifade etti. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatını kurarak Ortadoğu’da barışı sağlayacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Ortadoğu’da Müslüman kanının akmayacağını dile getirdi.

İktidarın 16 yıldır yurt dışındaki tefecilere 151 milyar 34 milyon dolar faiz ödediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “16 yıldır ‘Efendim biz faize, faizciliğe karşıyız.’ diyenler şu anda dünyanın en yüksek faiziyle borçlananlardır” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, içerideki faiz lobisine 687 milyar lira ödendiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Vatandaşa gelince para yok, emekliye gelince para yok, işsize gelince iş yok, fabrikaya gelince teşvik yok, çiftçiye gelince para yok. Kime var? Rantiye kesimine var. Onlara para buluyorlar. Bir de utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki ‘Efendim biz faize karşıyız, faiz haramdır’. Zaten sofranız haram sizin. Beyefendinin çocuğu, yani TESK’in oğlu zaten milletvekili adayı. Beş yıldızlı otelde düzenliyor iftarı. Kimin parasıyla? Esnafın parasıyla. Esnafın hangi halde olduğunu biliyor musun sen? Esnafın borç batağında olduğunu biliyor musun sen? Şimdi kalkmışlar Muharrem İnce’yi eleştiriyorlar. Yedikleri yemek helal değil. 81 milyon vatandaşıma söylüyorum, 15-16 yılda 151 milyar doları tefecilere verenlere oy verirsen sen harama ortak olursun kardeşim. 687 milyar lirayı içeride, 151 milyar doları da dışarıda tefeciye kaptıracaksın, sonra kalkacaksın ‘Efendim ben Türkiye’yi düzelteceğim’. Ne zaman? ’24 Haziran’dan sonra’. Niye şimdi yapmıyorsun? Elini tutan mı var? Çıkar kararname, yap. Faizi indir, iki maaş ikramiye ver, öğretmen atamalarını yap. ‘Efendim 24’ünden sonra’. 24’ünden sonra zaten yapamayacaksın ki. 24’ünden sonra zaten Muharrem İnce cumhurbaşkanı, parlamentoda da CHP olacak.”

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :
TemaFabrika