Dolar : Alış : 8.1211 / Satış : 8.1357
Euro : Alış : 9.5974 / Satış : 9.6147
HAVA DURUMU
hava durumu

bursa23°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 2739 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Ülkemizin Değerlerinden Yakma Sanatı Ustası Fatih Şahin

17 Ocak 2020 - 1.329 kez okunmuş
Ana Sayfa » Foto Galeri»Ülkemizin Değerlerinden Yakma Sanatı Ustası Fatih Şahin
Ülkemizin Değerlerinden Yakma Sanatı Ustası Fatih Şahin

Doğrusunu isterseniz sergi alanına giderken kendimi pek fazla bilgi sahibi de olmadığım yakma sanatı hakkında hayal kırıklığına uğramaya hazırlamıştım. Oysa ki sergi salonu girişinde ilk kez gördüğüm Fatih Şahin Bey’in harika tabloları ön yargılarımı tamamen kırmama neden oldu. Daha sonra Ördekli Kültür Merkezi’nin geniş sergi salonlarının her birinde sergilenen çok sayıdaki ahşap yakma tabloları teker teker inceledim.

Gördüklerimden öylesine etkilendim ki: Örneğin, “Fatih Bey,  tablolarınızdaki tonlamaları bu kadar temiz ve pürüzsüz yapabilmenizin sırrı nedir?” diye sorduğumda bu sanatı çok sevmesinden kaynaklandığını söyledi . Bende değil hayal kırıklığı yaratmak, bilakis bu sanatın geleceği için büyük umutlar yeşertti. Bu yüzden Fatih Bey’e teşekkür ederim.

Gördüğüm kadarıyla sergiyi düzenleyen beyefendi materyaller/insanların gerçek tonlarını eserlerine başarıyla aktarmış. Sözün kısası sanatçı , yakma resim tekniğinin görsel bir sanat dalı olarak kabul edilebilmesi ve eserlerini profesyonel sanat galerilerinde sergileyebilmeleri için gerekli zemini hazırlamış olarak karşımıza çıktı .

Fatih Şahin Bey ; “Kendime özgü eserler yapmaktayım, yakma resim tekniği, ahşabın sadece yakılması suretiyle elde edilen renklerle icra edilen bir tekniktir. Lütfen bu tanımlamaya dikkat edelim, yakma resim tekniğini yanlış tanıtmayalım! Bizim kullandığımız ahşap yanığı renkler “sıcak renkler” olarak adlandırılan renk türleridir.

Bu sıcak renklerle beraber siz gökyüzünü ve denizi mavi, ağaçları yeşile boyarsanız, sıcak renklerle beraber soğuk renkleri de kullanmış ve renk uyumunu bozmuş olursunuz. Belki bu tür tabloların cıvıl cıvıl görüntüsü bazı kişilerin hoşuna gidebilir, ancak şunu biliniz ki bu tür tablolar saygın sanat ortamlarında asla değer bulmayacaktır.”

“Sahip olduğum tüm bilgi ve tecrübeleri sizlerin aracılığı ile yakma resim sanatına gönül veren tüm arkadaşlarla paylaşmak üzere sizleri her zaman atölyemde bekliyor olacağım. Atölyemin kapısının herkese her zaman açık olduğunu, soru sormak isteyen herkesin sorularını telefonumdan arayarak sormalarını, buna da her zaman açık olduğumun bilinmesini isterim. Tekrar teşekkür eder, sizin aracılığınızla tüm sanatsever arkadaşlarıma selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.”

Dağlama ile ilgili türk kültüründe genel bilgi

Türk  kültür  çevresinde  dağlama yazılı belgeler ışığında M.Ö. 5. yüzyılın ortalarına kadar gitmektedir. M.Ö. 5. yüzyılda İskitler dağlamayı bedeni güçlendirmeye  yönelik  uygulamaktadırlar. Genç kızların sağ göğüsleri ile diğer  insanların  omuz,  dirsek,  bilek, kalça, diz ve ayak bileklerinin dağlanması bu amaca hizmet etmektedir. Bu işlem gerçekleştirildiğinde beden güçlenmekte ve daha iyi hareket kabiliyeti kazanılmaktadır. Böylece çok iyi ata binilebilmekte  ve  iyi  bir  şekilde  yay gerip  ok  atılabilmektedir. 

Bu  şekilde bir amaç için dağlama yaygın olarak görülmekte  ve  gelenekselleştirilmiş durumdadır.   Bedeni   güçlendirmeye  yönelik  dağlamanın  Uygur  kültür çevresinde  varlığı  da  bilinmektedir. Bir  defada  bedenin  çeşitli  yerlerinin dağlanmasının  hastalıktan  daha  çok bedeni dinç tutmaya yönelik bir uygulama olduğu dikkati çekmektedir. Hastalıkların  tedavisine  yönelik dağlama daha çok Göktürk döneminden  sonra  ortaya  çıkan  Türk  topluluklarında görülmektedir.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de belirgin bir şekilde  takip  edilebilmektedir.  Kültürel  süreklilik içerisinde  günümüze kadar  ulaşmış  durumdadır.  İnsanın bedeninde  ortaya  çıkmış  bir  takım hastalıkların, özellikle yara ve şişliklerin tedavisinde dağlama söz konusu olmaktadır. Bedenin baştan ayağa kadar birçok yerine dağlama yapılmaktadır. 

Türk  kültür  çevresinde  bu  tür dağlama yaygınlık göstermektedir.Hayvan hastalıklarının tedavisinde de dağlama özel bir yer tutmaktadır. At, sığır, koyun, keçi vb. hayvanların çeşitli rahatsızlıkları dağlanmak suretiyle tedavi edilebilmektedir. Tıpkı insanda olduğu gibi hayvan bedeninin de çeşitli yerlerine hastalığın türü ve özelliğine göre dağlama yapılmaktadır.

  Tıptaki  bazı  gelişmeler  insan hastalıklarında  olduğu  gibi  hayvan hastalıklarında  da  dağlamayla  tedaviyi  büyük  ölçüde  ortadan  kaldırmış görünmektedir. Türk kültür çevresinde en yaygın dağlama biçimi hayvan ve eşyanın tanınmasına  yönelik  olanıdır.  Özellikle geniş  otlaklarda  yayılan  hayvanların karışmasını önlemek için dağlama yoluyla damgalandıkları görülmektedir. En  çok  atların  bu  şekilde  dağlandıkları  dikkati  çekmektedir.  Bu  gelenek Türk kültür çevresinde kültürel süreklilik  içerisinde  günümüze  kadar ulaşmıştır. Genel olarak bu üç dağlama şekline  birlikte  bakıldığında  İskit,  Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde  dağlama  yaygın  olarak görülmektedir.

Günümüz Türk devlet ve topluluklarında da dikkati çekmektedir. Tıptaki ilerlemeler ve geleneksel bir takım değişiklikler sonucunda iki dağlama usulü büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.  Halk  hekimliğinde  yer alan  bazı  uygulamalar  geliştirilerek tıpta  kullanılmaya  başlamıştır. Hayvanların  dağlanarak  damgalanması ise  günümüzde  de  sürdürülmektedir. Özellikle ekonominin hayvan besleyiciliğine dayandığı bozkır kültür çevresinde atların damgalanması dağlama yöntemiyle yapılmaktadır. Hab Editörü: Cem Bayram SEÇEN

mailto:fatih_sa_hin@hotmail.com

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :
TemaFabrika