Dolar : Alış : 7.8080 / Satış : 7.8221
Euro : Alış : 9.1281 / Satış : 9.1446
HAVA DURUMU
hava durumu

bursa25°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 2736 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ülkemizde tasarlanabilecek hiçbir ürünü, yazılımı, sistemi acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız.”

06 Şubat 2018 - 769 kez okunmuş
Ana Sayfa » Haberler»Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ülkemizde tasarlanabilecek hiçbir ürünü, yazılımı, sistemi acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ülkemizde tasarlanabilecek hiçbir ürünü, yazılımı, sistemi acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Afrin operasyonuna devam edeceğiz” mesajı verdi; ABD’ye seslendi: “Bize ‘Münbiç’te durmayacağız, çıkacağız’ dediler. Peki niye duruyorsunuz? Hadi çıkın. Biz Münbiç’e topraklarını asıl sahiplerine vermek için geleceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasının başında savunma sanayi konusundaki adımlara değinen Erdoğan, özetle şunları söyledi: Yakın dönemde cumhurbaşkanlığı korumalarına alınacak tabancalar konusunda böyle acı bir  tecrübe yaşadık. İşlerine gelmediğinde bize tabanca vermeyenlerin diğer silahlar konusunda nasıl hareket içinde olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Kritik savunma sanayi ürünlerini belirli bir düzeye getirmeseydik şu anda ne halde olurduk. Açıkçası bunu düşünmek bile istemiyorum. Ülkemizde tasarlanabilecek hiçbir ürünü, yazılımı, sistemi acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız. Gerekirse daha çok zaman harcayacak, daha çok para harcayacak ama mutlaka kendi tasarım, ürün, sistemlerimizi geliştireceğiz. Şartlarımızı kabul ederek bizimle birlikte çalışmak isteyen uluslararası savunma sanayi kuruluşlarıyla elbette işbirliğine varız. Ama bu işbirliği asla hazır alım şeklinde olmayacak. Bizim kontrolümüzde yürüyecektir.

Gençler konusunda yapmamız gereken hala çok iş olduğunu biliyorum. AK Parti Gençlik Kolları’nın 1.5 milyon civarında olan üye sayısı, ana muhalfet partisinin toplam üye sayısından bile fazladır. Gençlere yönelik eğitim öğretim, kültür, spor, sanat hizmeti sunan STK’ların sayısı her yıl daha artıyor. Bütün bunlar elbette önemlidir ancak Türkiye’de 30 yaşın altında 38 milyonun üzerinde kardeşimizin bulunduğunu göz önüne aldığımızda çalışmalarımızın yeterli olmadığını düşünüyorum. Bunun için hem gençlerimize daha çok ulaşmamız ve her alanda çok daha nitelikli hizmetler vermemiz gerekiyor. Kamu kuruluşları, STK’lar, parti gençlik örgütleri kendi alanlarında çalışmalarını bu doğrultuda yürütecektir. Asım’ın neslini yetiştirmenin gayreti içinde olmalıyız. Geçtiğimiz 15 yılda yaptıklarımız hayalimiz olan gençliği yetiştirme konusunda bize lazım olan altyapıyı sağlamıştır. Hayatın her alanında donanımlı ve elbette manevi olarak da teçhiz edilmiş bir gençliği yetiştirmek için var gücümüzle çalışacağız.

Otomobilden uçağa her biri gerçekten  çok önemli projelerin şehirlerimiz tarafından böylesine sahiplenilmesi geleceğimize daha bir umutla bakmamızı sağlıyor. Önümüzdeki hafta sonundan itibaren büyükşehir kongrelerine de başlıyoruz. Mart ayı sonuna kadar il kongrelerimizi tamamlamayı ve ardından büyük kongremize hazırlanmayı planlıyoruz.

Vatikan’da Katolik dünyasının ruhani lideri, 1 milyar 200 milyonluk bir Katolik dünyası, buranın manevi lideri Papa François ile her iki taraf içinde faydalı olduğuna inandığım bir görüşme gerçekleştirdik. Kudüs başta olmak üzere bölgesel ve küresel meseleler hakkında fikir teatisinde bulunduğumuz Sayın Papa’nın ülkemizle işbirliğine büyük önem verdiğini gördüm. Batıda giderek yükselen İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı ve kültürel ırkçılıktan duyduğumuz kaygıyı Papa ile paylaştım. İslamofobia noktasında takınacağı tavrın çok önemli olduğunu görüşme imkanı bulduk. Kudüs konusunda ortaya konulan tavır BM’deki oylamayı sarsmıştır. 128 oyla Amerika adeta BM Genel Kurulu’nda reddedilmiştir. Aynı şekilde asılsız Ermeni iddiaları konusunda hassasiyetimizi kendisine bir kez daha ve en üst düzeyde ifade etme fırsatı buldum. Papanın bu meselede oldukça makul bir yaklaşım içinde olduğunu belirtmek isterim.

İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ve Paolo Gentiloni ile AB üyelik süreci, Filistin, Suriye konusuna kadar pek çok konuyu ele aldık. Suriye’de hala devam eden  Zeytin  Dalı Harekatı da gündemimizde önemli bir yer tuttu. Terörle mücadele konusunda da İtalya’dan destek  beklediğimizi ifade ettik. İtalya en güçlü ticari ilişkiye sahip olduğumuz ülkelerden biri  ve bu ilişkileri inşallah daha geliştireceğiz. Son programı olarak bu ülkenin önde gelen firmalarıyla bir toplantı gerçekleştirdik. Bu firmalar Türkiye’de yatırımları olan firmalar. Önce kendi görüşlerimizi ilettik ardından da onların taleplerini dinledik. Yeni yatırımlar yapmak istediklerini kendilerinden dinledim. Her bakımdan olumlu ve verimli bir  seyahat gerçekleştirdiğimizden çok çok memnunum.

Zeytin Dalı Harekatı sürüyor. Şehitlerimizin her biri şüphesiz yüreğimizi yakıyor, acısını da asla unutmuyoruz. Rakam olarak ifade edilen her bir kaybımızın annesi, babası, evliyse eşiyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla, sevdikleriyle başlı başına birer dünya olduğunu biliyoruz. İnancımıza göre şehitler ölmez, onlar diridirler ancak biz kendilerini göremeyiz. Devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızla her zaman olduğu gibi bu operasyonda şehit olan kardeşlerimizin ailelerinin yanındayız, yanında olmayı da sürdüreceğiz. Aynı şekilde gazilerimize de aynı desteği veriyoruz. Türkiye bin yıldır olduğu gibi bugün de şehitlerinin ve gazilerinin omuzlarında istiklaline ve istikbaline bakmayı sürdürüyor.

Erzincan’da 10 yaşındaki bir kız çocuğunun şehitlerimiz için yazdığı şiirden bir bölümü aktarmak istiyorum.  Sayın Başbakan bunu iyi dinlemeni istiyorum: ‘Oğlun şehit çatma kaşını anne / Metin ol da dik tut başını anne/ Gel öp kokla mezar taşımı anne / Akıtma gözünden yaşını anne / Olsa da bu dünyada gönlün ezik eğilme kimseye tut başını dik / Bu duygular bizim için tanıdık, bildik / Akıtma gözünden yaşını anne/ Ölüm vaktin gelsin kavuşacağız / Al bayrak altında buluşacağız / Mahşerde birleşip sarılacağız / Akıtma gözünden yaşını anne.’ İşte böyle vatan evlatları olduğu sürece kimse bu ülkede bayrakları indiremez, ezanları susturamaz, özgürlüğümüze göz dikemez ,sınırlarımız ötesinden bizi tehdit edemez. Çünkü biz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet  diyerek kararımızı verdik,  tüm dünyaya da bunu ilan ettik. Kim bunlara yan bakarsa yakasına yapışıp hesap sormak, icap ederse de 80 milyon olarak bunların tepesine binmek bizim boynumuzun borcudur.

Türkiye’yi güya DAEŞ ile mücadele için diyerek topladıkları çapulcularla aynı kefeye koyanlar, kimin eşkıya sürüsü, kimin gerçekten devlet olduğunu yavaş yavaş görmeye başladılar. Biz sabırlı bir millet ve sabırlı bir devletiz. Barış için huzur için, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın da refahı ve huzuru için de üstümüze düşeni yapmakta üstümüze yoktur. Fedakarlıkta üstümüze yoktur, son iki asrı hep fedakarlıkla geçirdik. Gözümüzün önünde yalanla, dalavereyle, ayak oyunları, diplomatik sahtekarlıklarla 5 milyon kilometrekarelik vatanımız talan edildi, geriye kala kala 780 bin kilometrekarelik bu vatanımız kaldı. En sonu da bunu da bize her halde çok görüyor. Bizi öyle çok zorladılar ki, sonunda uyuyan devi uyandırdılar. Türk milleti üzerinden asırlık rehaveti atıyor, tozları silkeliyor, ruhunu ve bedenini tazeleyerek yepyeni bir geleceğe doğru yürüyor.

Bugün Zeytin Dalı Operasyonunda askerlerimiz cesaretle ve kahramanca bir mücadele veriyorlarsa, bunun gerisinde Türkiye’nin hedeflerine ulaşacağına olan inançları yatıyor. Can tatlıdır, kimse canını kolay kolay tehlikeye atmaz. Evlatlarımız sınırlarımız içinde ve dışında cansiperane bir mücadele yürütürken bize bir mesaj veriyorlar. Bu mesaj kendi ailelerinden başlayarak tüm milletimiz için daha güçlü, daha büyük, müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmekle sorumlu olduğumuzdur. 2023 hedeflerimize ulaşmak bunun sadece ilk adımıdır.

Bugün Türkiye herhangi bir konuda kararlı bir irade ortaya koyuyorsa, arkasında bunu hayata geçirebileceğine olan inancı ve güveni vardır. Ekonomide, diplomaside, terörle mücadelede, Fırat Kalkanı ve  Zeytin Dalı operasyonlarında bunu ispat ettik. Artık hiçbir ülke ve kurum, Türkiye’nin gücünü ve kararlılığını sorgulayamayacak hale gelmiştir. Geçmişteki koalisyon hükümetlerini, hani delikli 2,5 kuruşa muhtaç halde olduğumuz günleri hatırlayın. Bugün öyle olsaydık Zeytin Dalı Operasyonunu yapabilir miydik? Tankı, topu, İHA’yı, SİHA’yı nerede bulacaktın? Kalkıp sana kimse İHA’yı, SİHA’yı verir miydi? Bugün hem İHA’yı hem SİHA’yı ve bütün mühimmatını kendimiz üretir hale geldik, orada bunu da kullanıyoruz.

Şu anda Afrin harekatında etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 1000’e doğru yaklaşıyor. Şehitlerimiz de var ama bizim şehitlerimizin bir de inancı var; onlar sevgili peygamberimizin o müjdesini yürüyorlar: ‘Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber / Sana ağuşunu açmış peygamber’. Onlar buraya yürüyor. Yine bizim şehitlerimiz Rabbimizin müjdesine de yürüyor: ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler ama siz bilmezsiniz’. Onların rızkı da Rabbimiz tarafından. Bütün bu müjdeler var. İnşallah ihtiyacımız olduğu anda (Afrin’e) beraber gideceğiz.

İşi sıkı tutuyoruz Afrin’deki bu operasyonlar kararlı bir şekilde devam ediyor, edecek. İdlib de devam edecek. ikide bir bize ‘Ne zaman bitireceksiniz?’ diyorlar. Ne demek ne zaman bitireceksiniz. Bize ne zaman bitireceksiniz sorusunu soranlara diyorum ki, siz Afganistan’daki operasyonlarınızı ne zaman bitirdiniz? Irak’taki operasyonlarınızı ne zaman bitirdiniz? 18 sene oldu hala oradasınız. Türkiye’ye böyle bir sıkıntınız yok sınırdaş değil, komşu değilsiniz. Ne işiniz var oralarda? Bizim 911 kilometre sınrımız var, bugüne kadar 700’ü aşkın, terör örgütlerinin taciz atışlarıyla karşı karşıya kaldık ve 100’ü aşkın şehitlerimiz var. Bunu görüyor biliyor mu Amerika. Sayın Obama da doğru konuşmadı, şu anda sayın Trump da aynı yolda gidiyor. Bize ‘Münbiç’te durmayacağız, çıkacağız’ dediler. Münbiç aslında yüzde 90’ı Arap toprağı olan bir yer, peki niye duruyorsunuz hadi çıkın. Kimleri getirdiniz oraya? PYD’yi, YPG’yi, PKK’yı. Onları getirip oraya yerleştiriyorsunuz, bize hala gelmeyin diyorsunuz. Biz Münbiç’e topraklarını asıl sahiplerine vermek için geleceğiz. Bizim farkımız bu. Biz Amerika’ya şunu da söyledik: ‘Terör örgütleriyle işbirliği yapmayın, beraber hareket etmeyin. Eğer bu bölgede bir şey yapılacaksa, gelin NATO’da beraber olduğunuz Türkiye ile beraber yapın.’ Tabii ülkemde bu konudaki yaklaşımlar farklı olabilir  kusura bakmayın, eğer biz büyük devlet olmak, birilerinin canımızı acıtmasına müsaade etmeyeceksek bu bölgede belirleyici olacağız. Bizim sorunumuz güneyimizdeki bir kısım Kürtlerle değil, terör örgütleriyledir. Bu terör örgütleri de bellidir. Bu PYD, YPG, PKK, DEAŞ’tır.

Amerika ‘DEAŞ’ı temizledik’ diyor. Temizlediysen niye hala buradasın. 5 bin TIR silah ve mühimmat, 2 bin kargo uçağıyla silah ve mühimmat gönderiyorsun. Nereye gönderiyorsun? Kuzey Suriye’de bunların ne işi var? Niye bunlar buraya geliyor? Bu sorunun cevabını da bize lütfen verin. Eğer DEAŞ ile mücadele için gönderiyorum diyorsan buna bizim inanmamız mümkün değil, buna bizim karnımız tok. Kendilerine söylediğim için içim rahat; o zaman sizin Türkiye’ye yönelik hesabınız var, İran’a yönelik hesabınız var veya olmaz ya Rusya’ya yönelik hesabınız var. Fakat biz yerimizde dimdik duruyoruz ve duracağız. Şuna inanmışız, unutmayın beşerin, faninin kader planı olduğu gibi devletlerin de bir kader planı vardır. Biz kaderin üstündeki plana inandığımız için bu süreci bu şekilde işletiyoruz, işleteceğiz. İbn Haldun’un ifadesiyle devletler de doğar, büyür, ölür ve bu süreci bu kararlılıkla yürüteceğiz.

Şu anda Afrin’de askerimizin büyük bir başarısı var. Aynı şekilde Cerablus’ta attığımız adımla 2 bin kilometrekarelik alanda 135 bin kişiyi tekrar topraklarına döndürdük. Şimdi hedefimiz Afrin’de 135 kilometrekarelik bir alan kontrolümüzde, Afrinlileri de Afrin’e döndürüp orada yaşam koşullarını hazırlamak. Görüştüğüm liderlere ‘Sizler ne destek vereceksiniz? Onu söyleyin’ diyorum. Dün İtalyanlara söyledim, Almanlara da söyledim, Sayın Trump’a da, Sayın Putin’e de söyledim. ‘Biz inşaatları yapalım, destek verin’ – Suudi Arabistan’a da söyledim; ‘Bu insanları çadırlardan kurtaralım’ dedim. Hangisinin insani yardım olduğunu görelim. Biz şu ana kadar 30 milyar dolar yatırım yaptık, her ne kadar Bay Kemal (Kılıçdaroğlu) anlamasa da… Yapmaya da devam edeceğiz. Bak görüyorsunuz neler oluyor neler… Biz  dik duracağız.”

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :
TemaFabrika